Amaç

Derneğimiz 1996 yılında, çevreden gelen tehditler karşısında Levent Mahallesinin bir konut bölgesi olarak korunması amacıyla Levent sakinleri tarafından bir dayanışma hareketi neticesinde kurulmuştur. Tüzüğünde ifade edildiği şekliyle amacı şudur:

Kuruluş amacına uygun olarak ve yürürlükte bulunan kanunlar çerçevesinde, Levent Beldesinin konut alanı kimliğine yeniden kavuşturulması, özelliklerinin korunması, geliştirip güzelleştirilmesi ve çağdaşlaştırılması; kuruluşunda sağlanan olumlu niteliklerinin aslına uygun olarak yeniden kazandırılması... Bu bağlamda, zamanında, civarımızda oluşturulan Alkent, Sarı Konaklar, Bahçeşehir, Zekeriyaköy siteler gibi , mülkiyeti Emlak Bankası tarafından tüm hizmet ve kullanım alanları, gereksinim unsurları ile birlikte bir bütün olarak satışa sunulan Levent mülklerinin sahiplerinin, Emlak Bankası, Belediye ve diğer kuruluşlar nezdinde haklarının aranması ve korunması... Bahçe içinde müstakil evler beldesi Levent'in ancak konut kullanımına yeterli caddelerinin, sokaklarının ve alt yapı tesislerinin çarpık ve kaçak yapılaşmasını karşılayamayan durumunun ıslahı; bar,kafe,eğlence yerleri ve benzeri ticari mahallerin mevcudiyeti ve artması ile "meskun mahal" huzur ve kimliğinin kaybolmasına engel olunması; ve yürürlükte olan hukuk normlarının ve geleneklerimizin korunarak çağdaş yaşam gereğinin Levent Beldesinde varolmasının ve bunun devamlılığının sağlanmasıdır.

Üzeyir Garih'ten bir anı...

...Arkadaşım Moda'ya gitmeden önce yeni inşa edilen Levent Mahallesi'nde otobüsle bir tur atıp Turkiye'de o gün için yepyeni bir olay olan bir uydu villa kenti gezip gormeyi taklif etti. Merakla kabul ettim. Levent, alt yapısı tamamlanmış villaları toparlar görünümdeydi. Yolları o zamanlar pek ender rastlanan bir şekilde tamamen asfalttı. Otobüsten inip merakla yürürken bir villanın kapısının önünde villa sahibi ile bir amelenin yüksek sesle tartışmalarına tanık olduk. Merakla yaklaştık. Bizi gören villa sahibi sanki içini dokmek ister gibi bize dönerek: -Burada temizlenecek bir su deposu var. Tam yevmiye veriyorum yapmıyor. Ne ister bilmem ki, diyordu. Amele ise; -Bu iş geceye kadar sürer, kurtarmaz! Kahveye gidip yarına kadar uygun iş ayarlarım, diyordu. Arkadaşımla aynı şeyi duşunmus gibi bakıştık. ikimiz de parasız sayılırdık. Amele yevmiyesi ise 6 lira idi. Bizim o günkü ihtiyacımızın hemen hemen iki misli. Villa sahibine bu işi yapmaya hazır olduğumuzu söyleyince, amele homurdanarak -Canınız çıksın da anlayın halimizi, diyerek uzaklaştı. Mayolarımızı giydik. Deponun pırıl pırıl temizlenmesi bir saat sürmemişti. O sıcak yaz gününde bahçede hortumla duşlandık. Havlu fabrikası sahibi olduğunu sonradan öğrendiğimiz ev sahibi, kim oldugumuzu anladıktan sonra altışar lira ile birer havlu hediye ederek ve birer gazoz ikram ederek uğurladı. Bu işte kanımca tek kaybeden "Kurtarmaz!" diyen amele olsa gerek. Iş mi çoktu? Insanlar mı tembeldi? Neyi "kurtarmaz" idi? Bu güne kadar da anlamış değilim..."

Uzeyir GARİH